Soru-1

”Adölesan” dönemi nedir?

“Adölesan” kimdir? 

Adölesan dönemi en basit tanımıyla, çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir. Adölesan süreci içinde kazanılan özellikler, bireyin nasıl bir erişkin olacağını belirler. Bu dönemde hem fiziksel ve cinsel hem de psikolojik değişim ve gelişme gözlenir.

Adölesan yaş grubu için bazı yaş sınırlamaları getirilmeye çalışılmışsa da, dönemi kesin yaş ile ayırmak oldukça zordur. Bu dönemin kendine has özellikleri vardır. Bazı hastalıklar, hayatın diğer dönemlerinden daha sık gözlenir (kansızlık, guatr, çocukluk çağı diyabeti, bazı kemik tümörleri, bazı kan hastalıları, ortopedik sorunlar gibi). Psikolojik sorunlar ve bunlarla baş etmede zorluklar, yine adölesan döneminde sık rastlanılan durumlardır. Bu dönemde aileye, adölesanla ilişkileri yönünden oldukça fazla iş düşmektedir. 

Dünya Sağlık Örgütü 10-19 yaş grubunu “adölesan yaş grubu”, 15-24 yaş arasını da gençlik dönemi  olarak tanımlamaktadır. Ülkemiz genç bir nüfusa sahiptir. 10-19 yaş grubu, nüfusumuzun %21.6’sını oluşturmaktadır.  Dünya nüfusunun da % 50’den fazlası 25 yaşın altındaki insanlardan oluşmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran % 80’e ulaşmıştır.

Genç nüfusun nitelikli bir eğitim alması, üretken ve verimli olması toplumun geleceği açısından çok önemlidir. Bu nedenle adölesan ve gençlere sağlıklı bir çevre sağlanması, kendilerini istedikleri alanlarda geliştirme olanağı verilmesi gerekmektedir. Böylece katılımcı, kendine güvenli ve etrafı ile barışık bireyler olarak toplumda yer almaları mümkün olur.

Tıbbi anlatımlarda adölesan ifadesi kullanılırsa da Türkçemizde buna karşılık olarak  ergenlik dönemi ve ergen ifadeleri yer almaktadır.  Bu nedenle kitapta da ergenlik terimi kullanılacaktır.

 


 

Soru-2

Ergenlik döneminin özellikleri nelerdir ?

 

Ergenlik dönemi, insanın tüm yaşamı dikkate alınacak olursa, aslında kısa bir dönemdir. Ancak çocuğun birkaç yıl içinde yoğun değişime uğraması nedeniyle çok çalkantılı geçer. Birey bu döneme çocuk olarak girer, dönemi erişkin olarak tamamlar. Çocuk hızlı fiziksel büyümeye kendini henüz alıştıramamışken, cinsel gelişimin başlaması ve yaşadığı psiko-sosyal değişimler nedeniyle kendisiyle ve çevre ile olan iletişiminde sorunlar yaşar. 

 

Ergen kimi zaman kısa sürede oluşan bu yoğun değişikliklere uyum  sağlayamaz. Dönemin özelliği olan başlıca üç konuda da sorunlar yaşayabilir. Ergenliğin başında belirginleşen fiziksel büyüme ve gelişme ile ilgili sorunların yanı sıra,  cinsel ve psiko-sosyal gelişim ile ilgili sorunlarla karşılaşır.  Ergen bazen bu sorunları kendisi çözemez. Mutlaka aile desteğine ihtiyaç duyar. İnsan vücudunda çok önemli değişikliklerin olduğu bu dönemde, çocuğumuzda neler olup bittiğini anlamak ve ebeveynler olarak onlara yardımcı olmak zorundayız. Bu dönemde yaşanan sorunların kısa zamanda çözümlenmemesi durumunda,  tüm yaşamı etkileyebileceği gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır.  Ergenlikte gerçekleşen değişim süreçleri aşağıdaki gibi özetlenebilir:

1. Biyolojik değişim
    Büyüme ve cinsel gelişim
2. Entelektüel gelişim
3. Psikolojik gelişim
4. Sosyal gelişim ve entegrasyon

 

 

 

 

Soru-3

Ergenliğe girmek ne demektir?

 

 Ergenliğe girmek, daha önce kanda çok az miktarda olan seks hormonları dediğimiz kızlarda östrojen ve erkeklerde testosteron hormonlarının kanda artmaya başlaması ile birlikte, vücutta daha önce gözlenmeyen bazı belirtilerin ortaya çıkmasıdır.

 

Ergenliğe kızlarda memelerde tomurcuklanma ve büyümenin başlaması ile girilir.  Erkeklerde ise ergenliğin  ilk  belirtisi testislerde büyüme ile birlikte  skrotum (torba)  derisinde  kızarma  ve kalınlaşmadır.

 

Genital bölge kıllanması bu belirtilerle aynı zamanda olabileceği gibi, farklı zamanlarda da oluşabilir. Genital bölgede ve koltuk altında kıllanmanın başlaması  tek başına ergenliğe girildiğinin ölçüsü değildir. Ergenlikten önce, ortalama 6-7 yaşlarında  hem kız hem de erkek çocuklarda, böbrek üstü bezinden salgılanan  zayıf androjen hormonlar tüylenmeye yol açabilirler. Bu tüylenmeler genital bölgede, nadiren de koltuk altında olabilir. Ancak  tüylenmenin fazla olduğu durumlarda nedenlerinin araştırılması gerekir. Bu amaçla çocuk endokrinoloğuna baş vurulması uygun olur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Soru-4

Ergenliğe ne zaman girilir?

 

 Kızlarda ergenlik 10-11, erkeklerde ise 11-12  yaşlarında başlar. Kızlarda ergenliğin 8 yaşından önce, erkeklerde ise 9 yaşından önce başlaması normal değildir. Erkeklerde ergenliğin 13.5 yaşına kadar başlamaması, kızlarda ise ergenlik belirtilerinin 14 yaşa kadar görülmemesi de normal değildir. Nedenlerinin araştırılması gerekir.

 

Ergenliğe giriş yaşı değişik faktörlere bağlıdır. Irk, iklim şartları, cinsiyet, ailesel özellikler, beslenme durumu, çevresel uyaranlar ergenliğe giriş yaşının belirleyicileri olurlar. Ergenliğe kızlar, erkeklerden ortalama 2 yıl önce girerler, en hızlı boy artımlarını 2 yıl önce yaparlar ve de ergenliği erkeklerden 2 yıl önce tamamlarlar.

 

 

Soru-5

Ergenliğe girme yaşını neler etkiler?

 

Bu dönem her çocuk için özeldir. Kişisel farklılıklar nedeniyle ergenliğe giriş yaşı değişebilir, ergenlik değişik zamanlarda sonlanabilir. Sağlıklı kişilerde ergenlik zamanını etkileyen, çoğu birbiriyle ilişkisiz birçok neden vardır.

 

Irk, vücuttaki hormonların salınmasını etkileyen faktörler, cinsiyet, genetik faktörler, iklim, ailesel özellikler, beslenme durumu, çevresel uyarılar ergenliğe giriş yaşını etkileyebilir.

 

Ergenliğin zamanlanmasında ailesel etkenlerin rol oynadığı kesindir. Ailede anne veya babada gecikmiş ergenlik varsa, çocuklar da ergenliğe geç girerler. Anne ergenliğe geç girmişse, kız çocuğu da geç girme eğilimi gösterir. Benzer şekilde eğer baba ergenliğe erken girmişse, erkek çocukta da ergenliğin erken başlama olasılığı vardır. 

 

Toplumsal etkenler, beslenme ve temel sağlık standartlarıyla ilişkilidir. Genel olarak sosyo-ekonomik düzeyi yüksek olanlar düşük olanlara  göre; kentsel kesim kırsal kesime göre ergenlik çağına daha erken girer. Ergenlik öncesi yaş gruplarında beslenme yetersizliği olanlarda, ergenlik dönemi gecikebilir. Zayıf ve kısa boylu çocuklar, şişman ve uzun boylulara göre ergenlik çağına daha geç girme eğilimindedirler. Kör çocuklarda ergenlik daha erken başlar ve bu çocuklar daha erken gelişirler.

 

Yüksek rakımlı bölgelerde yaşayan çocukların, deniz seviyesinde yaşayanlara göre ergenliğe daha geç girdikleri iyi bilinir.  Sıcak ülkelerde yaşayanlar, soğuk iklimde yaşayanlardan daha önce ergenlik belirtileri gösterirler.

 

Siyah ırkta ergenlik, beyaz ırka göre daha erken başlar. Uzak doğulu çocuklar ergenliğe, batılı ülke çocuklarından daha erken girerler.

 

Sağlık durumu, hem bireyler hem de topluluklar üzerinde ergenlik başlama yaşı bakımından güçlü etki yapmaktadır; değişik organları etkileyen kronik hastalıklar (astım, kalp, romatizma gibi) beraberinde beslenme yetersizliği olsun veya olmasın ergenliği geciktirir.

 

 

Ergenliğe girebilmek için vücutta belirli oranda yağ olması gereklidir. Çocuklar genellikle ortalama 30 kg. olduklarında  ergenliğe girerler. Çok zayıf çocuklarda  ergenliğe girilmesinden sorumlu olan hormonların  salgılanması yetersizdir ve ergenlik gecikir. Atletler, balerinler ve çok ağır spor yapanlarda, vücudunda yağ dokusu az olanlarda ergenliğe girme gecikir, daha da önemlisi kızlarda adetlerin gecikmesi söz konusu olur. 

 

Son yüzyılda birçok ülkede, ilk adet görme yaşında ve  ergenlik başlama yaşında erkene kayma saptanmıştır. Hiç kuşkusuz bu eğilimin bir nedeni beslenme ve genel sağlık koşullarındaki iyileşmedir. Ancak bu faktörler, eğilimi tümüyle açıklayamamaktadır.

 

Soru-6

Ergenliğe girilmesinin nedeni nedir?

Niçin vücutta birtakım değişiklikler oluyor?


Ergenliğin başlamasının nedeni, daha önce kanda çok az miktarda olan seks hormonlarının  (kızlarda östrojen ve erkeklerde testosteron) kan düzeylerinin artmaya başlamasıdır. Doğumdan hemen sonra yüksek miktarlarda olan bu hormonlar, 6. aydan itibaren azalmaya başlarlar. Daha sonra  kızlarda 10-11, erkeklerde ise 11-12 yaşlarında tekrar kan düzeyleri artmaya başlar. Bu yaşlara kadar kandaki düzeyleri laboratuar yöntemleri ile ölçülemeyecek kadar düşüktür. Seks hormonlarının salgılanmaya başlaması, beyindeki hipofiz bezinin uyarılması ile gerçekleşir. Ergenlik başlayıncaya kadar hipofiz bezi deyim yerinde ise, uykudadır.

 

Hipofiz bezi,  kızlarda 10-11, erkeklerde ise 11-12 yaşlarında beynin uyarıları sonucunda uykudan uyanarak seks hormonlarının (erkeklerde testosteron, kızlarda ise östrojen) salgılanmasını arttıran hormonları salgılamaya başlar. Hipofizden salgılanan bu seks hormonlarını uyarıcı hormonlar, kızlarda overleri (yumurtalık) uyararak östrojen, erkeklerde ise testisleri uyararak testosteron salgılanmasına neden olurlar. Bu hormonların kan düzeyleri artar. Bunun sonucunda da ergenliği belirleyen cinsel ve  fiziksel değişiklikler başlar.

 

Kızlarda 10-11, erkeklerde 11-12 yaşına kadar uyuyan hipofizin uyanmasına neden olan  etken henüz tam olarak bilinmemektedir. Işık gibi çevresel uyaranlar, koku, vücutta belli bir yağ oranı (yağ/kas kitlesi toplam ağırlığın %22-24’ü) olması, değişik amino asitler, leptin gibi maddelerin hipofizi uyardığı bilinmektedir. Koku önemli bir uyarandır, özellikle hayvanlarda cinsel temasdan önce “pheramon” denilen kimyasallar salgılanır ve bunlar günümüzde cinsel uyarıcı olarak kozmetik sanayiinde de kullanılmaktadır.

 

Ergenliğin başlangıcında, fiziksel ve cinsel değişiklikler meydana gelmeden önce kızlarda östrojen, erkeklerde ise testosteron salınımı önce geceleri artmaya başlar. Ancak ergenliğin ortalarına doğru hem gece hem de gündüz salınırlar. Bu nedenle ergenliğe yeni girmiş bir çocukta sabah alınan kan örneklerinde testosteron ve östrojen düzeyleri düşüktür.  Ancak ergenliğin ilerlemesi ile gündüz saatlerinde de kan düzeylerinde artış gözlenir. 15 yaşında ergenliğe girmiş bir erkek çocuğunda, kanda testosteron hormon düzeyi baktırmış ve düşük bulunduğunu görerek doktora panikle başvurmuş aile sayısı az değildir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Soru-7

Kız çocuklarının ergenliğe girdiği nasıl anlaşılır?

 

Kız çocukları ergenliğe erkeklerden 2 yıl önce girerler. Ortalama yaş olarak 10-11 kabul edilmektedir. Anne-babalar genellikle ergenliğin ilk adetle başladığını düşünürler. Bu doğru değildir.  Kız çocuğunun adet görmeye başlaması ile ergenlik  tamamlanır. Ergenliğin başlangıcı, kızlarda memelerde tomurcuklanma ve büyümenin başlamasıdır. Memede büyüme bazen tek taraflı başlar, diğer meme daha sonra buna eşlik eder. Ancak genellikle her iki meme de birlikte büyümeye başlar. Meme tomurcuklanması ile birlikte, memelerde ağrı da olabilir. Ergenlik süresi boyunca memeler büyümeye devam eder. Meme ucu ve meme başı da (kırmızı-kahverengi alan) büyür. Erişkin meme boyutuna 3-5 yılda ulaşılır. Meme büyüklüğü daha çok genetikle ilgilidir. Halk arasında “memesi akranlarından küçük olan çocukların, hormon düzeyleri düşüktür” şeklinde düşünülür. Bu inanç yanlıştır. Bu çocukların anneleri  başta olmak üzere, diğer aile bireylerinin de memelerinin küçük olması söz konusu olabilir.  Kilo alınınca yağ dokusu arttığı için meme büyür. Doğumla birlikte meme büyümesinde daha da artış gözlenir.

 

Genital bölgede kıllanma genellikle meme gelişimi ile birlikte görülebildiği gibi,  bazen meme gelişiminden 6 ay sonra da başlayabilir.  Genital bölgedeki kıllanmada ergenlik süresince artar,  kızlarda ters üçgen şeklinde ve hafif bacak aralarınada yayılacak şekilde gelişir. Koltuk altında kıllanma ise genellikle meme gelişiminin başlamasından 1-2 yıl sonra, ortalama 12-13 yaşlarında ortaya çıkar. Bazı çocuklarda daha erken yaşta da başlayabilir.  Koltuk altında kıllanmanın, genital kıllanmadan önce başlamış olması nadir görülen  bir durumdur.

 

Ergenlikte kızlarda cinsel organlarda meydana gelen değişiklikler östrojen etkisiyle gerçekleşir. Genital bölgede yağ birikir, vajen uzar, himen (kızlık zarı) kalınlaşır. Vajen içindeki hücrelerin glikojen içeriği artar. Bu durum genç kızlarda mantar enfeksiyonlarının sık görülmesine yol açar. İlk adet (menarş)  öncesindeki aylarda, berrak ya da hafifçe beyaz yapışkan bir vajinal akıntı başlar.

 

Ergenlikte uterusun (rahim) boyutları da büyür ve şekli değişir. Ergenlik öncesi 3 cm’den az olan uterus boyu 5 cm’i  aşar. Overler (yumurtalıklar) genişleyerek hacimleri 1-2 ml’den 3-10 ml’ye ulaşır. Overler içindeki yumurta sayısı 6-7 milyona ulaşır, bu değer  yaşam boyunca bir kadının sahip olduğu en fazla yumurta sayısıdır. Genellikle ilk adetten sonraki periyotların çoğu, yumurtalıklardan yumurta atılımı olmadan gerçekleşir (anovulatuar). Bu durum 1.5-2 yıl sürebilir. Daha sonra zaman içinde adetler düzene girer. İlk adetten sonraki 5 yıl içinde genç kızların  çoğunda (%90’dan fazla) adetlerin düzene girdiği bilinmektedir.

 

 

 

 

 

 

Soru-8

Erkek çocuklarının ergenliğe girdiği nasıl anlaşılır?

 

Erkeklerde ergenliğin ilk belirtisi testislerin büyümeye başlamasıdır. Ortalama yaş 12 olarak kabul edilmektedir. Çocuk endokrin polikliniklerinde “orşidometre” dediğimiz aletle ölçüm yapıldığında, testis hacminin 4 ml’ye ulaşması,  artık testosteron salgılanmasının başladığını ve ergenliğe girildiğini düşündürür. Testislerin büyümeye başlaması ile birlikte torba (skrotum) cildi kalınlaşır ve kızarmaya başlar.  Genital bölgede kıllanma, testis büyümesinden 6 ay kadar sonra görülebileceği gibi, eş zamanlı da başlayabilir.  Sadece genital bölgede tüylenme görülmesi, ergenliğe girildiğini göstermez. Erkek çocuğun ergenliğe girmesi için mutlaka testislerin büyümesi gereklidir. Testislerin büyümesi 3-5 yıl devam eder. Erişkin testisler 20 ml hacmindedir. Genital bölgedeki  tüylenme  de yıllar içinde artar ve bacak arasına da yayılabilir. Koltuk altında tüylenme,  genital bölgedeki  tüylenmeden ortalama 2 yıl sonra başlar ve genellikle 14-15 yaşlarında belirir. Yüz kıllarının çıkışı daha da geç dönemde gerçekleşir. Bir delikanlı her gün tıraş olmak zorunda kaldığında, genellikle artık tam erişkin olmuş demektir.

 

Penis boyunun büyümesi, ergenliğin ortalarında en üst düzeydedir. Genellikle 13.5-14 yaş grubunda gözlenir. Penis gevşek durumda iken uzatılarak bir cetvel yardımıyla boyu ölçüldüğünde, ergenlik öncesi ortalama  6.2 cm. olan penis boyu erişkinde ortalama 13.2 cm’e ulaşır. Penis boyu kısa ise, penis boyunun kısa olmasına neden olan pek çok endokrinolojik hastalık gözden geçirilmeli ve çocukta bunların olmadığı saptanmalıdır. Penis boyunun uzaması, penisteki reseptörlere testosteronun etkisi ile gerçekleşir.

 

Erkek çocukta sperm yapımı 12-15 yaşları arasında başlar. “Ejakulasyon”, diğer bir ifade ile meni fışkırtma 13.5 yaş civarında genellikle mastürbasyon sırasında meydana gelir. Daha sonra uykuda devam eder. Ergenlikte erkeklerde prostat, salgı kanalları gibi iç cinsel organlarda 7 misline varan artışlar gözlenir.

 

Soru-9

Ergenlik çağında  çocukların vücut yapılarında ne gibi değişiklikler olur?

 

Ergenlik döneminde vücut yapısında (kompozisyonunda) önemli değişiklikler meydana gelir. Vücut kompozisyonu başlıca üç bölümde düşünülebilir.

1. Vücuttaki kemik yapıların oluşturduğu iskelet kitlesi,

2. Özellikle deri altındaki yağ dokusundan oluşan yağ kitlesi

3. Kas yapılardan oluşan yağsız vücut kitlesi

 

Ergenlik öncesinde kız ve erkek çocuklarda  yağsız vücut kitlesinin yüzdesi, iskelet kitlesi ve yağ kitlesi eşit oranlardadır. Ergenlik tamamlandığında ise, erkekler de yağsız vücut kitlesi artar.  Bunun nedeni erkeklerdeki testosteron hormonudur. Kadınlarda ise farklılaşma yağ dokusu artışı şeklinde  gerçekleşir. Ergenlik dönemi sonunda kadınlardaki yağ dokusu erkeklerin iki katıdır. Bunun da nedeni östrojen hormonudur. Kızlarda yağ dokusunda artma ilk adetten hemen önce başlar ve ondan sonra giderek hızlanır. Vücut ağırlığının genellikle yarısı ergenlikte kazanılır.

 

Ergenlik çağındaki bir diğer önemli olay da boy uzunluğundaki artıştır. Ergenlikte kızlarda 20-25, erkeklerde ise 25-30 cm boy uzunluğu artışı olur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Soru-10

Ergenlikte ses kalınlaşması normal midir?

 

Ergenlikte sesin kalınlaşması, erkek ergenlerde görülür. Genellikle 13 yaş civarında ses değişmeye başlar. Beraberinde yağlı saçlı deride kepekler de  oluşmaya başlayabilir. Bunun nedeni testosteron hormon düzeyinin artmasıdır.  Ergenlik döneminde sadece gece salgılanan testosteron hormonu, ergenliğin ortalarına doğru hem gece hem de gündüz salgılanmaya başlar. Kan düzeyi yükselen testosteron hormonu etkisiyle, ses tellerinde kalınlaşma olur, ciltte yağlanma artar.

Soru-11

Ergenlikte aşırı terleme ve ter  kokma normal midir?

 

Ergenlik başlamadan önce, ortalama 6-8 yaşlarında, böbrek üstü bezinden zayıf androjenik etkiye sahip hormonlar salgılanır. Bu hormonlar testosteron kadar güçlü etkisi olmayan hormonlardır. Ancak cilt altındaki, özellikle koltuk altındaki ter ve yağ bezlerinin sayıca ve hacım olarak artmalarına neden olurlar. Terleme artar ve özel bir kokusu vardır.  

Bu hormonlar alında,  bazen burun üstünde ve  göğüsde az sayıda sivilce gelişimine yol açabilirler. Bu sivilceler eğer enfekte olmazlarsa kendiliğinden geçerler. Bu nedenle çocukların yüz ve vücut temizliği ile ilgili alışkanlıkları çok önemlidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Soru-12

Ergenlik öncesi genital bölge tüylenmesi normal midir?

 

Bazı çocuklarda 6-8 yaşlarında,  böbrek üstü bezinden salgılanan zayıf androjen etkili hormonlar nedeniyle, genital bölgede hatta koltuk altında tüylenmeler görülebilir. Bu tüyler zayıf, ince tüylerdir ve ailelerin korkmasına gerek yoktur. Ergenlikle ilgili tüylenme de ( testosteron etkisindeki tüylenme ) tüylerin özellikleri farklıdır. Bu tüyler  kalın, kıvrımlı ve sert olurlar. Eğer erken yaşlarda genital bölge veya koltuk altı gibi vücudun başka yerlerinde, bu özellikte tüylenme görülürse mutlaka uzmanına danışılmadır. Çocuk endokrin uzmanı bu duruma neden olabilecek hastalık durumlarını araştırmalı, gerekli hormon incelemeleri yapılmalıdır. 

 

 

Soru-13

 Erken ergenlik nedir, belirtileri nelerdir?

 

Kızlarda ergenlik başlangıcının işareti meme gelişimidir. Meme gelişimi 8 yaşından önce başlarsa, erken ergenlik şüphesi ile incelenmesi gerekir. Kimi zaman kızlarda tek başına erken meme gelişimi olabilir (prematür telarş).  Bu durum  genellikle hayatın ilk 2-3 yıllarındaki kızlarda görülür. Sebebi doğum sırasında ve doğum sonrasında anneden emzirme yoluyla geçen östrojen hormonudur. Östrojene karşı meme dokusu hassasiyeti nedeni ile gelişen ve    genellikle hiçbir şey yapılmadan, kendiliğinden gerileyen iyi huylu bir olaydır.

 

Kız çocuklarında 8 yaşından önce ve de özellikle 6 yaş civarında da meme büyümeleri gözlenebilir. Eğer meme büyümesi ile birlikte hızlı boy uzaması, kemik yaşının ilerlemesi varsa bu kız çocukları erken ergenlik yönünden araştırılmalıdır. Bu kızlarda ergenliğe girilmesine neden olan hormonlar erken salgılanmaktadır. Bu olayda, beyindeki uyarıcı hormonların ve bu nedenle östrojenin erken salgılanması veya östrojenin dışarıdan alınması söz konusudur. Buna erken ergenlik denir.  Erken ergenlik, kızlarda erkek çocuklarına göre daha sık görülür. Vakaların çoğunda neden bulunamaz.  Altta yatan belirli bir sorun saptanamaz. Çevresel uyaranlar, aşırı tüketilen hormonlu gıdalar, psikolojik bazı sebeplerle erken ergenlik gelişebilir. Beyin patolojileri kızlarda çok nadirdir.

 

Erkek çocuklarda  erken ergenlik daha az görülür. Patolojik olma olasılığı daha fazladır, vakaların yarısından fazlasında altta yatan ve incelenmesi gereken bir merkezi sinir sistemi patolojisi  vardır. Erken ergenliğe giren erkek çocuklarında testis ve penis büyür, hızlı boy artışı olur, ses kalınlaşır ve saldırgan, gergin  davranışlar ortaya çıkar.

 

Erken ergenliğe giren hem kız hem de  erkek çocuklar, önce akranlarından uzun olurlar. Ancak daha sonra boyları kısa kalır. Erken ergenliğin psikolojik ve toplumsal sonuçları, büyümeyle ilgili olanlar da dahil olmak üzere önemlidir.  Zamanından önce cinsel gelişmeyle ilgili kaygılar şunlardır;

  • altta yatan ciddi bir neden olabileceği korkusu,
  • uzun dönemde büyüme üzerinde olumsuz etkilerin olabileceği korkusu - kısa boyluluk ( önce akranlarından uzun olmalarına karşın, en son erişkin boylarının kısa olması),
  • kızlarda erken adet görmeye başlamış olmanın yaratacağı psikolojik sorunlar.

 

Ergenlik bazen normal zamanda başlar ancak 3-5 yıl sürmesi gerekirken daha kısa süre içinde tamamlanır.  Bu da hızlanmış ergenlik başlığı altında incelenmesi gereken bir durumdur. Bu çocuklarda da, boy uzaması için yeterli süre olmadığı için boyların kısa kalma riski vardır.

 

 

 

 

 

 

 

Soru-14

Erken ergenlik tedavi edilmeli midir?

 

Bu sorunun cevabı EVET’dir. Nedeni ne olursa olsun erken ergenlik iki önemli soruna yol açar.  Bunlar çocukta ortaya çıkan davranışsal ve psiko-sosyal sorunlar ile ise boy kısalığıdır.

 

Erken cinsel gelişim, beyindeki merkezlerin uyarılmasına bağlıysa, tedavide bu gelişimi önleyen hormon tedavisi yapılabilir. Geçici bir süre erken başlamış olan ergenlik durdurulur. Ayda  bir kez veya 3 aylık enjeksiyonlar halinde uygulanan ve  etkileri sadece kullanıldıkları süre içinde geçerli olan ilaçlar kullanılır. Çocuk, ergenlik için uygun yaşa geldiğinde enjeksiyonların kesilmesiyle cinsel gelişim kaldığı yerden devam eder. Genellikle ebeveynlerin bu aşamada çocuklarına “hormon verilmesinin zararlı olabileceği” şeklindeki endişeleri tümüyle gereksizdir.

Burada unutulmaması gereken en önemli nokta kullanılan ilaçların kalıcı etkileri olmadığıdır. Ergenliği durduran ilaçlar kesildiğinde, ergenlik tekrar devam eder. Hepimizin ortak amacı, çocuklarımızın beden ve ruh sağlığı açısından normal bireyler olarak büyümelerini sağlamaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Soru-15

Ergenlik gecikmesi nedir?

 

Ergenlik gecikmesi, tamamen sağlıklı çocuklarda ergenlik başlamasında gecikme ile birlikte boyun geçici olarak kısa kalmasıdır. Bu duruma erkek çocuklarda sıklıkla rastlanır. Erkeklerde 13.5 yaşına kadar herhangi bir cinsel belirtinin başlamaması yani testislerin  büyümemesi; kızlarda ise 14 yaşına kadar memelerin büyümemesi halinde ergenlik gecikmesi söz konusu olur. Bu çocuklar akranlarından kısa olmalarından dolayı rahatsızlık duyarlar ve bu şikayetle hekime başvuruda bulunulur. Daha dikkatli bazı aileler, çocuklarında henüz ergenlik belirtilerinin olmamasından kaygılanarak da başvuruda bulunabilirler.

 

Ergenlik gecikmesinde saptanan kaygılar şunlardır;

  • altta yatan ciddi bir neden olabileceği korkusu,
  • ergenliğin hiç başlamayacağı korkusu,
  • Akranlarına göre boylarının kısa olması ve cinsel gelişmelerinin olmaması nedeniyle oluşan psikolojik sıkıntılar (içe kapanıklılık, okul başarısızlığı gibi)

 

 

 

 

Soru-16

Ergenlik gecikmesinin nedenleri nelerdir?

 

Ergenlik gecikmesi daha çok erkek çocuklarda rastlanılan bir durumdur. Genellikle bu çocukların yapılan laboratuar tetkikleri tamamen normaldir, ailede ergenliğe geç girme öyküsü vardır, kiloları düşüktür. Radyolojik inceleme ile saptadığımız kemik yaşları, takvim yaşlarından geridir. Erkeklerde ergenlik gecikmesine nadiren bazı endokrinolojik ve genetik hastalıklar neden olabilir ancak gecikmiş ergenlik nedeni genellikle bulunamaz ve fizyolojik bir olay olarak kabul edilir. Kızlarda ise,  gecikmiş ergenlik erkeklerin aksine mutlaka altında patoloji aranması gereken bir durumdur. Detaylı incelenmesi gerekir. Hormonal tetkikleri yapılmalı ve genetik hastalıklar yönünden incelenmelidir. Turner sendromu, kızlarda ergenlik gecikmesine yol açan en önemli genetik hastalıklardan biridir.

 

Soru-17

Ergenlik gecikmesi tedavi edilmeli midir?

 

Ergenliği geciken çocuklar tedavi edilmezlerse, büyüme yavaş bir ivmeyle devam eder. Bu çocuklarda  kemiklerdeki büyüme kıkırdaklarının olgunlaşmasına ve  büyüme hormonu ile birlikte boy uzamasına etki eden  seks hormonları henüz salgılanmamaktadır. Bu nedenle normal koşullarda yaşanması beklenen hızlı  boy uzaması dönemi başlamaz. Bunun sonucu olarak da  boy bir süre kısa kalabilir. Ancak sonuçta boy uzaması  yavaş da olsa devam ettiği için genellikle normal boya ulaşılır. Bu çocuklarda büyüme hormonu eksikliği yoktur, büyüme hormonu verilmesi erişkin boyu etkilemez. Ancak bazı araştırmalarda, ergenlik gecikmesi olan çocuklarda erişkin boyun beklenenden kısa olduğu ve bu çocuklarda tedavi ile ergenliğin başlatılmasının yararlı olduğunu iddia edilmektedir. Ayrıca akranlarından kısa ve cinsel yönden geri kalmış olan bu çocukların içinde bulundukları psikolojik durum da tedavi başlanmasını gerekli kılmaktadır.

 

Kızlar için gecikmiş ergenliğin en önemli nedeni Turner sendromudur. Bu çocukların boyları kısa, cinsel gelişmeleri ise geridir. Ayrıca saç çizgisi düşüklüğü, meme başlarının ayrık olması gibi kendine has belirtileri vardır. Bu çocuklar kesinlikle tedavi edilmelidirler.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Soru-18

Ergenlik döneminde boy ne kadar uzar?

 

Ergenlik döneminde kızlarda 20-25, erkeklerde 25-30 cm. boy uzunluğu artışı olur. Büyüme ergenlerde kol ve bacakların uç kısımlarından başlar. Diğer bir ifadeyle önce el ve ayaklar büyür. El ve ayakları, kol ve bacaklardaki büyüme takip eder. Son olarak da gövde, göğüs kafesi ve ardından omuzlar genişleyerek büyür. Ergenlik döneminden önce büyümesi tamamlanan tek organ baştır. Genellikle baş çevresi 10 yaşından sonra büyümez. Başımızın dışında bütün  vücut organları, ergenlik döneminde  yaklaşık 2 misli  büyür.

 

Ergenliğin ortalama  3-4 yıl sürdüğü düşünülürse, bu dönem içindeki  6-12 aylık kısa bir dönemde hızlı boy artışı olur. Ortalama 8-10 cm. civarında olan bu boy uzunluğu artışı, kızlarda hemen ilk adet başlangıcından önceki döneme rastlar ve ortalama 12 yaş civarında hızlı boy artışı gözlenir. Kızlarda boy uzaması adet gördükten sonra yavaşlar. Adetten sonraki dönemde boy  5-6 cm. kadar uzar. Erkeklerde ise en hızlı boy artışı testis hacmi 10 ml. civarında iken olur. Bu da 13-14 yaşlarına rastlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Soru-19

Ergenlikte normal boy artışı hangi faktörlere bağlıdır?

 

Ergenlikte normal boy artışı olması için, ergenlik öncesi dönemde de büyümenin normal koşullarda sürdürülmüş olması gerekir. Ergenlik dönemine normalin altında boy uzunluğu ile giren çocuk, ergenlikteki boy uzaması ile açığını çoğunlukla kapatamaz. Normal büyümeyi etkileyen değişik faktörler vardır. Sırasıyla incelemek gerekirse;

 

Doğum öncesinde büyüme;

Doğum boyu ve kilosu doğumdan önceki büyümenin bir göstergesidir. Bu süre içinde büyümeyi etkileyen anne karnındaki beslenmedir. Anne hamilelik sırasında kötü beslenmişse, bulaşıcı bir hastalık geçirmişse, sigara içmişse, alkol yada çeşitli ilaçlar kullanmışsa anne karnındaki büyüme bozulabilir. Ancak gecikmiş büyümenin tüm etkilerini doğum öncesi döneme bağlamak yanlış olur.

 

 Genetik etkiler;

Çocuğun büyümesinde anne ve babanın boyları önemli rol oynar. Genellikle kısa boylu ebeveynler kısa boylu çocuklara, uzun boylu ebeveynler uzun boylu çocuklara sahiptirler. Ancak sosyoekonomik şartların düzelmesi, beslenmenin iyileşmesi ve olumlu çevresel uyaranlarla, boylar 50 yıl önceye göre artmakta ve kısa boylu ebeveynlerin çocukları da uzun olabilmektedir. Örneğin artık uzun boylu Çinli ve Japon vardır. Ülkemizde yapılan çalışmalarda da üniversite gençliğinin boyları 50 yıl önceki üniversite gençliğine göre daha uzun saptanmıştır.

 

Beslenme;

Normal büyüme için dengeli beslenme şarttır. Çocuklar gıdalarla gerekli miktarlarda protein (süt, yoğurt, peynir, yumurta ve et), yağ, karbonhidrat (ekmek vb)sebze ve meyveler, vitamin ve mineral (tüm besin maddeleri) almalıdır. Bazen ekonomik faktörler ya da bilinçsiz beslenme nedeni ile kötü beslenme söz konusu olur. Çocuklar genellikle şekerli içecekler, gofret, cips gibi besleyici değeri düşük yiyecekleri yemeğe eğilimlidir. Kötü beslenen bir çocuğun beslenmesinin düzeltilmesi ile büyüme de düzeltilebilir.

 

 

 

Hormonlar;

İnsan vücudunda büyümeyi düzenleyen bir grup salgı bezi vardır. Bedenimizin normal çalışması için bu salgı bezleri koordineli çalışır. Ana salgı bezine hipofiz adı verilir. Beynimizin ortasında yer alan bu salgı bezi, birçok salgı bezini kontrol eder. Hipofizden salgılanan büyüme hormonu ve ergenliği uyarıcı hormonlar büyüyüp yetişkin bir hale gelmemizi sağlarlar. Boynun ön kısmındaki tiroid bezi tarafından salgılanan hormonlar vücudun çalışma hızını, zeka gelişimini ve kemiklerin büyümesini etkiler. Erkeklerde testisler tarafından salgılanan testosteron, kızlarda overlerden salgılanan östrojen ve her iki cinste de böbrek üstü bezi tarafından salgılanan androjen hormonları özellikle ergenlik dönemindeki hızlı büyümeden sorumlu hormonlardır.

 

Çocukluk döneminin hastalıkları;

Çocukluk döneminin kronik birçok hastalığı büyümeyi olumsuz yönde etkiler. Örneğin kalp, akciğer, böbrek gibi organların uzun süreli ve önemli hastalıkları ile besin maddelerinin emilerek kana karışmasını bozan mide-barsak hastalıkları büyüme üzerinde olumsuz etki yaratır.

 

İlaçlar;

Bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan belirli ilaçlar büyümeyi olumsuz yönde etkileyebilir. Yaşamsal önemi olan ilaçlar konusunda doktorunuzun vereceği kararlar önemlidir.En önemlisi uzun süreli kullanılan kortizon ilaçlarıdır. Bunlar yüksek dozlarda ve uzun süre kullanılırsa, büyüme hormonu salınımını olumsuz etkiler ve büyüme kıkırdakları üzerinde olumsuz etki yaparlar. Burundan, astım tedavisi için sprey şeklinde kullanılan kortizon ihtiva eden ilaçların, büyüme üzerinde olumsuz yan etkileri gösterilememiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Soru-20

Boy uzunluğu nasıl değerlendirilir ?

 

Hangi yaşta olursa olsun, boy uzunluğunun değerlendirilmesinde kullanılan ölçü, o andaki boyun hangi büyüme eğri diliminde olduğu ve büyüme hızıdır. Anne, baba olarak çocuğunuzun görünümündeki değişiklikleri kuşkusuz fark edersiniz, doktorunuzda bu değişiklikleri büyüme kartlarının yardımıyla gözlemler. Büyüme eğrilerinin olduğu kartlar, bir çocuğun herhangi bir zamandaki boyunu gösteren bir kayıt türüdür. Doktorunuz her muayenede çocuğunuzun boy ve kilosunu ölçer ve bu sonuçları aynı yaştaki diğer çocuklara ait sonuçlar ile karşılaştırmak üzere büyüme eğrisine işler. Büyüme eğrisi, kişinin yetişkin boyuna erişene kadar her yıl kaç santimetre uzadığını gösterir. Herkesin kendine göre bir büyüme eğrisi vardır. Hem çocuğun hem de ailesinin tıbbi geçmişinin ayrıntılı olarak bilinmesi, doktora çocuğun boy kısalığı ile ilgili birçok ayrıntı sağlar. Doktorunuz, çocuğunuzun ve diğer aile bireylerinin geçirmiş olduğu hastalıkları ve çocuğunuzun evdeki yaşamını ve beslenme durumunu bilmek isteyecektir. Doktorunuz çocuğunuzdaki boy kısalığını değerlendirebilmek için, ayrıca ailedeki büyüme ve cinsel olgunlaşma durumunu da bilmek zorundadır. Doktorunuz çocuğunuzda çeşitli ölçümler yapacaktır. Kol ve bacak uzunluğu, vücut ağırlığı, boy ve baş çevresi ölçülecektir. Bu ölçümler büyüme kartlarına işaretlenecektir.

 

 

 

Soru-21

Boy kısalığı nasıl belirlenir?

 

Kısa boy, çıplak ayakla ölçülen boyun, o yaş ve cinse göre normal büyüme eğrilerinin alt sınırlarında (10 persentil altı) olmasıdır. Yıllık boy artışının yaşına göre normalden az olması durumunda, büyüme hızı yetersiz olarak değerlendirilir (yıllık büyüme hızı 1-2 yaşlar arası yılda 8 cm, daha sonra ise yılda 5-6 santimetredir). Bir çocuk, ergenlik öncesi yılda 5 santimetreden az büyüyorsa veya takip edildiği büyüme eğrilerinde aynı çizgide devam edemiyor ve alt çizgiye düşüyorsa, sorun var demektir. Bu durumun tetkik edilmesi gerekir. Aileler çocuklarının boyunun uzamadığını, kıyafetlerinden anlarlar. Sürekli aynı pantolonu giyiyor şeklinde hekime başvuruda bulunabilirler. Burada yapılan en büyük hata, anne ve babanın boyu örnek gösterilerek, ‘’çocuğunuzun da boyu size yakın olur, zaten sizin boyunuzda kısa’’ diyerek tetkikten kaçınmaktır.

Soru-22

Ailevi boy kısalığı nedir?

 

Ailevi boy kısalığında, kısa boylu çocukların anne-babaları veya diğer yakın akrabaları da kısa boyludur. Bunun nedeni kalıtımdır. Bu çocuklar, büyüme eğrilerinin alt hudutlarında büyürler ancak bulundukları eğriden, daha alt eğriye düşmezler. Yapılan hormonal incelemelerinde, beslenme durumlarında herhangi bir sorun yoktur. Bu çocukların ergenlik çağında boyları uzar ve anne-baba ortalamalarına göre hesaplanan erişkin boylarına ulaşırlar.

 

 

 

 

 

Soru-23

Kemik yaşı ne demektir?

 

Boyu kısa olan her çocuk ve ergende el – el bileği röntgen filmi tetkiki yapılır. Bu bize kemik yaşı olarak adlandırılan iskelet olgunlaşma derecesini gösterir. Çocuğun doğum tarihinden hesapladığımız, kendi takvim yaşıdır. Ayrıca hormonların ve beslenmenin etkisiyle oluşan kemik yaşı, sol el-el bileği filmi tetkiki ile saptanır. Mevcut kemik yaşı atlasları kullanılarak hesaplanan kemik yaşı, çocuğun büyüme potansiyelini kendi takvim yaşından daha çok iskelet olgunlaşması göz önüne alınarak değerlendirilmesini sağlar. Kemik yaşının değerlendirilmesi erişkin boyunun tahmin edilmesine de yardımcı olur. Aynı cinsten ve aynı takvim yaşındaki sağlıklı çocuklar, fiziksel gelişim düzeyi açısından birbirlerinden çok farklı olabilirler. Ergenlikle ilgili değişikliklerin oluşmaya başladığı yaş döneminde bu farklılıklar daha da belirgin hale gelir, kemik yaşı tayini burada yardımımıza koşar. Kemik yaşı atlasına bakılarak kemik yaşı tayini, kemiklerin görünümü temelde normal olduğu zaman uygulanabilir; kemiklerin şekli bozuksa ya da belirgin iskelet displazisi hastalığında, ağır metabolik bozukluklarda ya da elleri etkileyen eklem hastalıklarında olduğu gibi kemik hasara uğramışsa, bu yöntem uygulanamaz. Kemik yaşı; boy kısalıklarında, uzun boylulukta, ergenlik değerlendirmesinde, büyüme potansiyelinin ve ulaşılacak son boyun belirlenmesinde yararlıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Soru-24

Kemik yaşı ile boy uzaması arasındaki ilişki nedir?

 

Pratik olarak, eğer ergenlikte kemik yaşı takvim yaşından geri ise boy uzamasının daha fazla olacağı, kemik yaşı ergenin takvim yaşından ileri ise  boy uzamasının daha az olacağını varsayabiliriz. Ancak kemik yaşındaki gecikme yada  ileri gitme derecesinin fizyolojik değişkenliğe mi bağlı olduğu yoksa patolojik durumlardan mı kaynaklandığının kesin ayırt edilmesi gerekir. Sağlıklı çocuklarda da takvim yaşı ile kemik yaşı arasında 1-2 yıla varan farklar mevcut olabilir. Hipotiroidide, büyüme hormonu eksikliğinde, ergenlik gecikmesinde; beslenme bozukluğu, emilim bozukluğu, metabolik bozukluk gibi kronik hastalıklarda, iskelet displazisi hastalıklarında kemik yaşı takvim yaşından geridir. Obez çocuklarda kemik yaşı, takvim yaşından ileridir. Kemik yaşının ileri olduğu en belirgin durum, erken ergenliktir. Erken ergenlikten kaynaklanan kemik yaşı ilerlemesi ya da androjen veya östrojenlerin uygunsuz kullanımı büyüme potansiyelini ve erişkin boyunu azaltan en önemli nedenlerdir. Erken ergenliğin uzun süreli tedavisinde kemik yaşındaki değişiklik, tedaviye yardımcı olan bir öğedir.

 

Normal koşullarda sağlıklı çocuklarda kemik yaşı, yıl yıl bakıldığında, çocuğun takvim yaşına hemen hemen paralel olarak ilerler ancak bu ergenlik çağında değişir, çünkü boy uzamasındaki bu en hızlı gelişme yaşında, kemik yaşı da daha önceki “’bir takvim yaşına bir kemik yaşı” kuralından çok daha hızlı ilerler. Ergenlik gecikirse, kemik yaşı ilerleme oranı da yavaşlar, ergenlik erken yaşta başlarsa, kemik yaşı ilerlemesi de daha erken olur. Elbette; artık daha fazla büyümenin mümkün olmadığı bir yaş gelir; bunun da göstergesi el-el bilek grafisindeki büyüme kıkırdaklarının kemik uçlarıyla kaynaşması yani kapanmasıdır. Bu ergenliğin bir sonucudur ve kızlarda östrojen, erkeklerde ise testosteron hormonu etkisi ile olur.

 

 

 

Soru-25

Erkeklerle, kızlar aynı zamanda mı uzarlar?

 

Ergenlikte, ergenlik büyüme hamlesi dediğimiz bir durum vardır ki bu durum, kızlarda meme gelişiminin başlamasından hemen sonra görülür. Erkeklerde büyüme hamlesi ise kızlardan 2 yıl sonra başlar. Kızlarda meme büyümesi ile başlayan ergenlik büyüme hamlesi veya ergenlik boy artımı ilk adete kadar genellikle tamamlanmıştır.

 

Adetten sonra kızlar ortalama 5-6 cm uzarlar. Erkekler ise ergenlik büyüme hamlesi veya ergenlik boy artımı bakımından kızlardan daha şanslıdırlar, boy artışları daha fazla olur. Erkeklerde boy artımları azalarak da olsa 18-19 yaşına kadar devam eder.

 

Ergenlik büyüme hamlesi içinde, en hızlı büyümenin olduğu ’zirve büyüme hızı dönemi’ ortalama kısa sürede 8-10 cm civarında boy artışının olduğu bir dönemdir. Bu en hızlı boy artımının gözlendiği yaşlar, kızlarda ilk adetten hemen önce 11.5-12.5 yaşlarında, erkeklerde ise 13-14 yaşlarındadır. En hızlı boy artımı, kızlarda erkeklerden 2 yıl önce olur ve ergenliğin erken veya geç başlamasına göre en hızlı boy artım yaşı değişebilir ancak genellikle anne veya baba özelliklerine benzer.